Türkiye ve Almanya ortak operasyonu sonucu tutuklanan 10 devrimcinin davası 17 Haziran günü Almanya’nın Münih kentinde yapılan ilk duruşma ile başladı.

Başlama tarihi daha önce ertelenen davanın ilk duruşmasında gerek tutuklu devrimcilerin duruşları gerekse de izleyicilerin dayanışmacı tutumları hem mahkeme hem de hazır bulunan basın tarafından şaşkınlıkla karşılandı

Özellikle Alman basınında çıkan haber ve yorumlarda tutsak ve yakınlarının/yoldaşlarının kararlı ve inançlı tutumları geniş yer aldı.

Durusmaların München kentinde yapılacak olmasından ötürü Münih kentinde aylar öncesinden itibaren hazırlıklar yapılmaya başlanmıştı. Emek ve Özgürlük Cephesi-Gençlik Cephesi’nin içerisinde yer aldığı ATİK’li tutsaklarla dayanışma komitesi çeşitli etkinliklerle bu ilk duruşma öncesinden kamuoyu oluşturma çalışmaları yürüttü.

EÖC Avrupa inisiyatifi olarak bu davaya bakışımızı daha öncede çeşitli vesilerle açıklamıştık. München, Straubin ve Regensburg gibi şehirlerde yapılan dayanışma etkinliklerine aktif olarak (hazırlık aşamaları da dahil) katıldığımız gibi, pankart asma ve dergimiz Enternasyonal Dayanısma’da da ATİK temsilcisiyle yaptığımız röportajı yayınlayarak Almanlar ve göçmenler arasında başta ATİK’li dostlarımız olmak üzere genel olarak devrimci tutsaklarla dayanışma ve duyarlılığı yükseltme çabası içerisinde olduk.

17 Haziran günü başlayan mahkeme sürecinin ilk duruşması olması itibariyle düzenlenen Türkiye’den, Kürdistan’dan, Yunanistan’dan, Avusturya, İsviçre ve daha birçok ülkeden milletvekilleride dahil olmak üzere değişik kisi ve kurumların katıldığı uluslararası miting düzenlendi. Bu mitinge çağrıda bulunan ve katılan kişi ve kurumlar çeşitli yayın organlarında yazıldı. Özellikle ATİK’in yayınlarına baktığımızda EÖC’ün başından beri ve 17 Haziran gününde dayanışma içerisinde olduğu görülecektir.. Ama her ne hikmetse ETHA’nın haberinde ise EÖC ve GC’den hiç söz edilmiyor. Daha öncelerdende ülkede ve Avrupa’da gözlemlediğimiz ETHA’nın görmeme ve ya görmezden gelme tutumunu anlamış değiliz ve anlamakta zorlanıyoruz. Gelenek olarak devrimci dayanışma ve çalışmalarımızla övünme konularında çok temiz, dostane ve mütevazi bir tarihe ve alışkanlığa sahip olduk. Biz dostlarımızla dayanışmayı devrimci görev olarak görüyoruz ve bunun reklamını yaparak parsa toplamayı hiçbir zaman düşünmedik/düşünmeyiz.. Ama ortada süre giden bir haksızlık varsa da bunun sebebini sorma ve öğrenme hakkimiz olduğunu da düşünüyoruz..

Buradan da soralım; 17 Haziran’daki ATİK davasıyla ilgili dayanışma etkinlikleri, çağrıları da dahil her metinde ve çalışmada EÖC/GC olarak imzamızın olmasına ve 17 Haziran günüde bayraklarımızla, pankartlarımızla orada olmamıza, herkes tarafından da görülmemize rağmen nasıl oluyor da ETHA göremiyor? Devrimci-Demokrat yayıncılık yaptığı iddiasında olan bir haber kurumunun basın ve yayıncılığın en basit ilkesi olan objektif yayıncılık ilkesine itina göstermesini beklemenin herkesin hakkı olduğunu düşünüyoruz.

Sonuc olarak; ATİK geleneği ve geleneğimiz Toptaşı cezaevinden, Sultan Ahmet’ten, Metris’ten ve Selimiye gibi bir çok zindan ve diğer mücadele cephesinde birlikte yarattığımız bir devrimci dostluk tarihine sahibiz. Biz EÖC/GC olarak bu devrimci dayanışma geleneğini ETHA yayınlasa da yayınlamasa da sürdüreceğiz.

17 Haziran’daki dayanışma etkinliklerine ETHA’nin yazdıklarının yanında bir de EÖC/GC’nin katıldığını belirtmek isteriz.

Devrimci Çalışma Meşrudur Yargılanamaz

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!

Yaşasın Devrimci Dayanışma!

EÖC – Emek ve Özgürlük Cephesi/Avrupa İnisiyatifi

Gençlik Cephesi